Böbrek Hastalıklarında Diyet

Böbrek hastalıklarında diyet yapmanın ne kadar faydalı olduğunu biliyor musunuz? Yasaklı yiyecekleri öğrenerek sağlığınızı koruyunuz!

Böbrek Hastalıkları ve Beslenme

Böbrekler vücutta sıvı-elektrolit dengesinin korunması, metabolik artıkların vücuttan atılması ve bazı hormonlar üzerinde dengeleyici özelliğe sahiptir. Sağlıksız beslenme, diyabet rahatsızlığı, bilinçsiz ilaç kullanımı, gün içerisinde yetersiz sıvı alımı ve genetik faktörlere bağlı olarak böbrek haslıkları kişilerde farklılık göstermektedir.

Böbreklerin işlevleri 4 grupta incelenebilir. Bunlar düzenleyici işlevler, endokrin İşlevler, metabolik işlevler ve ekskretuvar işlevlerdir.

Böbreklerin endokrin işlevleri arasında PGA2 , PGE2, PGF2 oluşumu ile vazodilatasyon ve kan basıncını düşürücü etkisini , renin-anjiotensin-aldosteron sistemi ile kan basıncını yükseltici etkisini, eritropoietin ile eritropoezin uyarılmasını, insulin, glukagon ve aldesteronun yıkılımını ve 1,25-dihidroksi kolekalsiferol (aktif vitamin D3) oluşumu sıralanır.

Böbreklerin metabolik işlevleri ise glutaminden amonyak oluşturulması ve gliserol, fruktoz, amino asitlerin karbon iskeletlerinden glukoz oluşturulması (glukoneojenez) dır.

Eksretuvar işlevi istenmeyen metabolik son ürünler ve diyet ile alınan fazlalık inorganik maddelerin idrar içinde atılımıdır. Böbreklerde ekskretuvar işlev için fonksiyonel ünite nefronlardır. Her bir böbrekte yaklaşık 1-1.5 milyon kadar nefron bulunmaktadır. Nefron ise glomerul, proksimal tübül, henle kulbu, distal tübül ve toplayıcı kanaldan oluşur. Toplayıcı kanallar birleşerek renal kaliksleri meydana getirirler.

Nefronda glomerular filtrasyon, tübüler sekresyon ve tübüler geri emilim olayları sonucunda idrar oluşur. Glomeruler filtrasyon, plazmanın filtrasyon membranından ultra filtrasyonla süzülerek Bowman kapsülü aralığına geçmesine denir.

Tübüler geri emilim ve sekresyon ise proksimal tüpler, henle kulbu, distal tüpler ve kollektör kanalların fonksiyonudur. İnülin, mannitol, sakkaroz gibi idrarla atılan bazı maddeler sadece glomeruler filtrasyona uğrayıp tübüler geri emilim ve tübüler sekresyona uğramazlar. Bu maddelere eşiksiz maddeler denir. Üre ve kreatinin gibi idrarla atılan bazı maddeler glomeruler filtrasyona ve tübüler geri emilime uğrarlar.

Böbrek patolojilerinin belirlenmesi için yapılan bazı testler vardır. Bunlar Glomerüler filtrasyon fonksiyonu ile ilgili testler, Proksimal tüp aktivitesi ile ilgili testler, Renal ekskresyonu ölçen testler, Renal kan akımını ölçen testler, Böbrek patolojilerini belirlemede kan analizleri ve Böbrek patolojilerini belirlemede idrar analizleridir.

Böbrek fonksiyonel kapasitesinin en hassas ve spesifik ölçüsü Glomerüler Filtrasyon Hızı (GFR)’dır. GFR, fonksiyonel nefron sayısının göstergesi olarak düşünülebilir. GFR, her iki böbrekte 1 dakikada oluşan glomeruler filtrat miktarıdır ki normal bir bireyde 125ml/dk kadardır. GFR ölçümü için kullanılan yöntemlerin çoğu, endojen veya eksojen maddelerin böbrekler tarafından temizlenme kabiliyetlerini kapsar. Böbreklerin birim zamanda bir maddeden tamamen temizlediği plazma volümü o maddenin renal klirensi olarak tarif edilir.

Ekzojen İnülin Klerensi inülinin renal tübüler reabsorbsiyon veya sekresyonu olmaması ve tamamen glomerüler filtrasyon ile atılması nedeniyle GFR ölçümü için ideal olarak kabul edilir. Değeri 125 ml/dk kadardır.

İnülin klirensinin dezavantajları arasında inülinin enjekte edilebilir formunun elde edilmesinin ve kullanımının zor olması, zaman alıcı olması, kan ve idrar örneklerinde miktarlarının saptanmasındaki güçlükler , mesaneye katater takılmasının gerekliliği ve diğer yöntemlere göre daha fazla sayı ve sıklıkta idrar ve plazma örneklerinin alınmasının gerekliliği sayılabilir. Kreatinin Klirensi 24 saatlik idrar toplanarak saptanır ve renal fonksiyonun saptanması için hala en yaygın kullanılan yöntem olarak bilinir. Kreatinin Klirensi normal değerleri kadınlarda 95±20 ml/dk iken erkeklerde 120±25 ml/dk’dır. Kreatinin filtrasyonun en önemli dezavantajı, tübüler sekresyona uğramasıdır.

Üre Klirensi GFR’nin %40-70’ini yansıtır. İdrar akışı dakikada 2 ml’den fazla ise, maksimum üre klirensi hesaplanır. Bu durumda glomerüler filtrattaki ürenin az bir kısmı (%40’ı) tübülüsler tarafından geri emilir. Normal değeri 46-99ml/dakika (ort.75 ml/dk) dır.

İdrar akışı azaldıkça ürenin tübülüslerden geri emilimi artar. İdrar akışı dakikada 2 ml veya daha az ise standart üre klirensi hesaplanır.

Serum Kreatinin asemptomatik erişkinlerin taramasında kullanılır. Kas kreatininden oluşan yıkım ürünüdür. Yaş, cinsiyet, kas kitlesi, renal fonksiyonların stabilitesi göz önünde bulundurularak yorumlanmalıdır. Normal üst sınırı 40 yaş 1.2-1.3 mg/dl dır. Erkeklerde %10 kadar yüksektir. Gebelerde düşüktür. 40 yaşından sonra artmaz. Renal fonksiyonun %50’si kaybolmadıkça serum kreatinin normalin üst sınırını geçmez.

Üre protein metabolizmasının primer son ürünü, vücuttan nitrojen atılımının en önemli formudur. Karaciğerde sentezlenir. Klinik pratikte üre ya da BUN (kan üre azotu) olarak ölçülür. Protein alımı arttıkça artar. Renal fonksiyonu normal, 70 g/gün protein alan bir erişkinde BUN değeri 15 mg/dl’dir. BUN/Kreatinin oranı normalde 10-15 civarındadır. Volüm eksikliğinde artar. Volüm artışında azalır.

Sodyum ekstrasellüler sıvının en önemli katyonu ve plazma osmolalitesinin en önemli belirleyicisidir. Erkek ve Kadınlarda fark yoktur. Yaşla değişim göstermez. Diyet sodyumundan etkilenmez. Sıvı alımı-atılımından etkilenir. Normal serum [Na+] düzeyi 138-142 mEq/L dir. Serum [Na+] 145 hipernatremi görülür.

Potasyum intrasellüler ortamın en önemli katyonudur. Erkek ve kadınlar arasında fark yoktur. Normal serum [K+] 3.6-5.0 mEq/L dir. Serum [K+] 5.5 hiperkalemi görülür.

Böbrek vücutta, kanı süzüp atık maddelerin idrar yoluyla atılmasını, asit bez dengesini, elektrolit dengesini sağlayan ve bazı hormonları salgılayan organdır. Görevleri itibari ile vücutta çok önemli bir yeri vardır. Böbrek hastalıkları ciddi ve kontrol altında olmayı gerektiren hastalıklardır. Böbrek hastalıkları akut böbrek yetmezliği, kronik böbrek yetmezliği, akut gromerulo nefrit, kronik gromerulo nefrit, nefrotik sendrom, böbrek taşlarıdır.

Bulantı, kusma, gece sık tuvalete çıkma, halsizlik, idrar miktarında artma veya azalma, ödem, çarpıntı böbrek hastalıklarının belirtileridir. Bazen tek bir belirti ile ortya çıkar böyle durumlarda hastalığı bulmak zor olabilir ama birkaç bulgu daha gözlemleniyorsa böbrek hastalıklarında şüphelenilir. Böbrek hastalıkları teşhisi idrar, kanda üre, ürik asit ve kreatinine bakılması ,radyolojik yöntemler ile teşhis edilebilir.

Böbrek hastalıklarında beslenme hastalığın çeşidine, seyrine, biyokimyasal bulgulara göre doktorun vereceği karara bağlı olarak diyetisyenler tarafından düzenlenir. Böbrek hastalıklarında dikkat edilmesi gereken bazı beslenme faktörleri potasyum, protein, su, kalsiyum, fosfor, tuz, yağlardır.

Böbrek Hastalıkları Belirtileri

Böbrek hastalığının belirtileri arasında; kaburga ve bel çevresinde ağrı , oligüri, anüri , poliüri, noktüri , ödem, idrar yoğunluğu, proteinüri, hematüri, idrar sedimenti, GFR ,böbrek kan akımı, tübüler fonksiyon testi, azotemi ve diğer Göstergeler (Hipertansiyon, GİS bozuklukları, anemi, dispne, kaşıntı, sinir sistemi bozuklukları) yer alabilir.

Proteinden Kısıtlı (5-6 gram protein içeren) Tuzsuz – Potasyum İçeren Örnek Beslenme Programı

Kahvaltı
Şekerli çay
Tuzsuz yağ – Taneli reçel/Bal
3 ince dilim ekmek (tuzsuz)
Domates – salatalık
Zeytin
Öğle – Akşam Yemeği
1 kase pirinç çorba / Yaklaşık 3 yemek kaşığı pirinç pilavı
4 yemek kaşığı etsiz sebze yemeği
Mevsim Salata
Meyve / Meyve komposto (taneli)
Nişasta peltesi (meyve + yağ)
Ara Öğün
Meyve (Muz, Kayısı, Kivi, Kavun Tercih Edilir) + Nişasta Peltesi (Meyveli + Yağlı)
3-4 Adet Galeta

Böbrek Hastalıklarında Dikkat Edilmesi Gereken Besinler

Potasyum
Sinirler, kaslar ve kalbin çalışma mekanizmasında önemli görevleri olan potasyumun dengesi böbreklerde yapılır. Yeterli çalışmayan böbrekler potasyumu süzemez ve potasyum seviyesi kanda artar bu da kalbin durmasına yol açabilir. Bunun için böbrek yetmezliği olan hastalarda potasyum içeriği yüksek besinler yasaklanır. Potasyum içeriği yüksek besinler; muz, kayısı patates gibi sarı sebze meyveler, incir, avokado, yoğurt, mantar, ıspanak, enginar, fasülye, somon balığı, yer fıstığı, çikolata gibi besinlerdir.

Proteinler
Proteinler vücudun temel yapı taşıdır. Büyüme, kas faaliyetleri, hormonlar gibi bir çok görevde yer alan proteinlerler nefrotik sendrom dışında diğer böbrek hastalıklarında sınırlandırılır. Çünkü faz alınan proteinler üre ürik asit ve kreatinin oluşturur. Böbrekler görevini yapamadığında kanda üre, ürik asit ve kreatinin artar. Böbrek hastalarının günlük alması gereken protein miktarı kişinin kilosuna, kan bulgularına, diyalize girip girmediğine göre değişir. Süt ve süt grubu, et ve et ürünleri, kümes hayvanları, yumurta, peynirde bulunan proteinler belirlenen günlük alınması gereken protein miktarına göre diyetisyenler tarafından programlanır.

Sıvı
Vücut için önemli olan bir diğer konu ise sudur. Vücudumuzda böbrekler tarafından süzülür ve idrar, ter, dışkı yoluyla atılır. Böbrekler işlevini yerine getiremediğinde idrarda artma veya azalma görülebilir. Kişilerin günlük alması gereken sıvı miktarı böbreklerin filtrasyon hızına, kan bulgularına ve bir gün önce çıkan idrar miktarına, diyalize girip girmemeye göre değişir. Böbrek hastalarının idrar takibi yapmaları çok önemlidir. Eğer idrar çıkışında her hangi bir azalma yoksa sıvı kısıtlamasına gerek yoktur.

Kalsiyum- fosfor
Potasyum gibi kısıtlanması gereken bir diğer mineral ise fosfordum. Böbreklerden D vitamini sentezi yapılır ancak böbrek hastalığı olan bireylerde D vitamini yetersizliği görülür buna bağlı olarak kalsiyum minerali düşüklüğü yaşanır kanda kalsiyum seviyesi düşünce parathormon ile kemiklerden kana kalsiyum geçişi olur. Balıkta bol bol bulunan fosfor sağlıklı bireylerde böbrekten atılır. Böbrek hastalığı olan bireylerde fosfor birikimi olur. Fosfor birikimi ve kalsiyum eksikliği kemik hastalıklarına, kemik kırılmalarına yol açar. Bu yüzden fosfor alımı böbrek hastalıklarında sınırlandırılır. Fosfor süt ve süt ürünlerinde, deniz mahsüllerinde ve balıkta, baklagillerde ve bazı kuruyemişlerde bol miktarda bulunmaktadır.

Tuz
Sodyum vücutta kan basıncını ve su tutulumundan sorumludur. Sodyum atımıda vücutta böbrekler tarafından gerçekleştirilir. Böbrekler işlevlerini yerine getiremediğinde kanda artan sodyum hipertansiyonu tetikler. Oldukça riski olan bu durumu önlemek için böbrek hastalarının tuz tüketimi sınırlandırılmalıdır.

Neyi Sormak istiyorsunuz bu kısıma detaylı belirtin lütfen. ( Yayınlanma Süresi 24 saati bulabilir ) *

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi*

Diyetisyen

Tuğba Yaprak

Genel yaşam standardınızı bozmadan, sıkılmadan diyet yapmak istemez misiniz ?

Sizi Arayalım


    Hemen Şimdi Destek Alın

    Nutritionist

    Tugba Yaprak

    Would you like to go on a diet without spoiling your general standard of living?

    Let Us Call You


      <strong>Get Support Now</strong>
      <ul>
      <li><a href=”tel:+90 850 346 3000″>+90 850 346 3000</a></li>
      <li><a href=”mailto:dyt.tugbayaprak@gmail.com”>dyt.tugbayaprak@gmail.com</a></li>
      </ul>

      Ücretsiz Bilgi Alın

      Tıklayın