Diyabet Diyeti ve Diyabetik Beslenme
Diyabet Diyeti

Diyabet Nedir?

Diyabet hastalarının yaşam kalitesi ve standartları sağlıklı beslenme alışkanlıklarına göre değişiklik gösterir. Diyabet diyeti ile yaşam standartlarını yukarı çekmeleri ise mümkündür.

Diyabet hastalığı ile ilk kez Mısırda karşılaşılmıştır. Diyabet rahatsızlığı olan kişi için ‘’ O kadar susamıştı ki Nil nehrini içebilirdİ’’ şeklinde hastanın susuzluk hissini belirtmişlerdi.

Diyabet vücutta çevresel veya genetik faktörlere bağlı olarak pankreastan insülinin salgılanamaması veya yeterince salgılanamaması durumuna bağlı olarak gelişmektedir.

Diyabet rahatsızlığı Tip 1 ve Tip 2 diyabet olarak ikiye ayrılmaktadır.

Yardıma Mı İhtiyacınız Var ? 

Tip 1 Diyabet Nedir?

İnsülin kullanmaya bağımlı olan kişilerde görülen diyabet rahatsızlığıdır. Genellikle Tip 1 diyabet çocuk yaşlarda görülmeye başlanmaktadır. Tedavi sürecinde hastanın vücudunda hiç insülin salgılanmadığı için dışarıdan insülin alması gerekmektedir. Sürecin sağlıklı beslenme ile de desteklenmesi şarttır. Tip 1 diyabet otoimmün bir hastalık çeşididir. Vücut bağışıklık sistemi ile ilgili ciddi bir problem yaşadıktan sonra insülin salgılayan hücreleri harap etmektedir. Bu hücre harabiyetinin ardından ise vücut %90 dolaylarında insülin üretemez hale gelmektedir. Bu durum şeker hastalarının genelinde %10-15 dolaylarında görülmektedir.

Tip 2 Diyabet Nedir?

Tip 2 diyabet toplumda daha sık karşılaşılan insüline bağımlı olmayan şeker hastalığıdır. Tip 2 diyabette vücutta insülin salgılanmaktadır. Ancak hücre reseptörleri bozulduğu için glikoz hücre içine alınamamakta ve buna bağlı olarak kandaki seviyesi yükselmektedir. Tip 2 diyabet genellikle yetişkin bireylerde ve aşırı kilo problemi olan kişilerde sık rastlanmaktadır. Tip 2 diyabet şeker hastalarının %80-85’lik kısmını oluşturmaktadır. Bu hastalık genellikle tansiyon, obezite, yüksek trigliserit seviyesi, göbek bölgesi yağlanma gibi problemleri olan sağlıksız yaşam biçimine sahip bireylerde görülen bir yaşam biçimi hastalığıdır.

Normal Kan Şekeri Değeri Hangi Aralıkta Olmalıdır?

Sağlıklı bireylerde açlık kan şekeri 70-100 mg/dl arasında olmalıdır. Açlık kan şekerini doğru ölçmek için 6-8 saat açlıktan sonra ölçüm yapmaya özen göstermelisiniz. En doğru açlık şeker ölçümünü sabah aç karnına yaptığınızda elde edeceksinizdir. Tokluk kan şekeri ise yemek yedikten 2 saat sonra bakılması gereken kan şekeri sonucudur. Tokluk kan şekeri yemek bitiminden 2 saat sonra değil ilk lokmanızı aldıktan 2 saat sonra ölçülmelidir. Tokluk kan şekeri 100-140 mg/dl arasında olmalıdır.

Ancak şeker hastasıysanız bu değerler sizde farklılık gösterebilmektedir. Açlık kan şekeriniz 90-130 mg/dl arasında, tokluk kan şekeriniz ise 160 mg/dl altında ise kan şekeri dengelidir.

Şeker Hastalığı Nedenleri Nelerdir?

Tip 1 genellikle genetik faktörlere bağlı görülmektedir. Ancak çevresel faktörler, inek sütü tüketimi ve enfeksiyon kaynaklı nedenlere bağlı olarak da nadiren de rastlanmaktadır.

Tip 2 diyabet rahatsızlığı ise genetik faktörlere bağlı görülse de yanlış beslenme ve obezite kaynaklı görülme olasılığı oldukça yüksektir. Aşırı kilo alımı, yüksek trigliserit seviyesi Tip 2 diyabete yakalanma riskini arttırmaktadır. Bu nedenlere bağlı gelişen diyabet rahatsızlıkları tedavisinde kişiye uygun diyabetik diyetler uygulanarak kan şekerinin normal değer aralığına gelmesi hedeflenmektedir. Bu sayede hastalık erken teşhiste ilerlemeden diyet ile geri döndürülebilir ve kişi sağlığına kavuşur. Ancak diyet programına dikkat edilmediği takdirde hastalık ciddi boyutlara ulaşabilir.

Diyabet hastalığı fazla kilolu olan, kandaki yağ miktarı fazla olan, hareketsiz yaşam tarzı süren, yüksek tansiyonu olan, göbek bölgesi yağlanan, ailesinde şeker hastalığı olan kişilerde görülme olasılığı oldukça fazladır.

Şeker Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Şeker hastalarında kan glikoz seviyesinin yükselmesine bağlı olarak birçok belirtiye rastlanmaktadır. Şeker hastalarında sık idrara çıkmak, aşırı susama, açlık hissetme ve doygunluk hissinin oluşmaması, ağızda aseton kokusu oluşması, gözlerde kızarıklık, asabiyet ve sinirlilik, yaraların geç iyileşmesi, cildin kuru ve kaşıntılı olması, uzun süre aç kalındığında el ve ayaklarda titreme oluşması, soğuk ter boşalması, çok yemek tüketilmesine rağmen zayıflık, halsizlik hissi, gözlerde bozukluk görülmesi gibi belirtilere rastlanmaktadır.

Sağlıklı bireylerde böbrekler kan glikozunu filtreleyerek idrara kaçmasını engellerken diyabetik bireylerde kan şekerinin yükselmesine bağlı olarak glikoz idrara geçer ve kan şekerinin düşürülmesi adına sık sık vücut idrara çıkma ihtiyacı hisseder. Aşırı idrara çıkıldığı ve kan şekeri yükseldiği için de aşırı susuzluk hissi oluşur. Diyabetik kişilerde insülin resöpterleri bozuk veya insülin olmadığı için kişi karbonhidrat tüketse bile kana karışan glikoz hücre içine geçemez ve doygunluk hissinin oluşmaz. Kandaki glikoz kullanılmadığı içinde hücreler enerji ihtiyacını yağ dokusunu yakarak karşılamaya başlarlar. Yağ asitlerinin sindirilip kullanılmasıyla birlikte ağızda aseton kokusu hissedilmektedir. Bu durum diyabetik ketoasidoz olarak da adlandırılmaktadır.

Diyabet Tedavisi Nasıl Olur?

Diyabet tedavisinin amacı kan şekerini dengeleyerek normal değer aralığına gelmesini sağlamaktır. Çok yüksek veya çok düşük olması kişinin sağlık durumu için oldukça tehlikelidir. Kan şekerinin dengelenmesi oluşabilecek komplikasyon riskini azaltmak ve genel sağlık durumunun iyileştirilmesi adına oldukça önemlidir. Kan şeker düzeyinizi olabildiğince erken normal değer aralığına getirmek aynı zamanda da organların minimum hasar almasını sağlayacaktır.

Diyabet tedavisinde en önemli süreç beslenme tedavisidir. Son zamanlarda sağlıksız beslenme alışkanlıkları yüzünden şeker hastası olan kişi sayısı artmıştır. Sağlıklı yaşam tarzı ve diyabetik diyet ile diyabet hastalığı önlenebilir.

Diyabet tedavisinde sağlıklı beslenme kadar sürecin egzersiz ile desteklenmesi de çok önemlidir. Egzersiz ile vücudun kandaki şekeri daha iyi kullanmasını sağlanırken aynı zamanda hücrelerin insüline olan duyarlılığını da arttırmaktadır. Egzersiz vücuttaki yağ yakımını hızlandırdığı ve hücrelerin insüline olan yanıtını arttırdığı için diyabetik kişilerde büyük önem taşımaktadır. Egzersiz olarak özellikle yürüyüş ve yüzme tercih edilebilmektedir.

Diyabet tedavisinde önemli aşamalardan birisi de ilaç tedavisidir. Tip 1 hastalarının tedavisinde insülin kullanılması şarttır. Tip 2 diyabette ise doktor görüşüne göre farklılık göstermektedir. Genellikle kan şekeri ilaçla kontrol altında tutulabilen kişilerin tadavi süreci diyabetik ilaçlar ile doktor kontrolünde gerçekleştirilmektedir. Beslenme, diyabetik ilaçların kullanımı ve şeker takibi konusunda diyabetik vakıflardan da eğitim desteği alınabilmektedir.

Şeker Hastaları Nasıl Zayıflar?

Tip 1 diyabet hastaları genellikle zayıftır. Bu yüzden kilo vermemesi gerekir. Ancak Tip 2 diyabet hastalarında görülen aşırı kilo şeker regülasyonunu bozmakta ve sağlığı olumsuz etkiler. Bu yüzden Tip 2 diyabet hastaları kullandıkları şeker hapları veya aldıkları insülin dozları doğrultusunda diyabetik diyet uygulamalıdırlar. Kişinin yaş, boy, metabolizma hızı, cinsiyet, metabolik rahatsızlıkları, günlük fiziksel aktivite düzeyi göz önünde bulundurularak günlük alması gereken kalori miktarı hesaplanmalı ve ona uygun diyet planlaması yapılmalıdır. Kan şekerini dengeleyecek açlık hissi uyandırmayacak bir liste için diyetisyen desteği mutlaka alınmalıdır. Kişinin günlük aldığı enerjinin %55-60’ı karbonhidrat, %12-15’i protein ve %25-30’u yağdan gelecek şekilde diyet programları desteklenmelidir. Diyabet hastaları kilo vermek amaçlı diyet yaptıklarında hızlı kilo verebilmek adına çok düşük kalorili ve şok diyetler yapmamalıdırlar. Ayrıca diyabetik diyetlerden karbonhidrat içerikli besinler tamamen çıkartılmamalıdır. Diyet programları 3 ana 2-3 ara öğün şeklinde hazırlanmalıdır. Ana öğünler protein içeren et, tavuk, balık, köfte, kuru baklagiller, peynir, yumurta, sebze, gibi protein ağırlıklı besinler ile desteklenirken ara öğünlerde ise taze meyve, kuruyemiş, ayran, peynir, kefir, tahıllı galeta, süt gibi kan şekerinin dengelenmesine yardımcı besinler tercih edilmelidir. Glisemik indeksi düşük besimler ile diyet programları oluşturulmalıdır. Bu şekilde sağlıklı bir şekilde zayıflama süreci gerçekleşecektir. Kilo verme süreci bitki çaylarıyla da desteklenebilmektedir. Diyetisyeninize sorarak size en uygun bitki çayını da belirleyebilirsiniz. Diyet uygulayan kişilerin ayda 2 ile 5 kilo arasında kilo kaybına uğramaları normaldir. Kısa sürede hızlı kilo kayıplarının olması kan şekeri dengesini bozabileceği için önerilmemektedir.

Diyabet Diyeti Nasıl Olmalıdır?

Diyabet hastalarındaki ilk hedef kişiyi ideal kilo aralığına getirmek olmalıdır. Çünkü aşırı  kilosu olan bireylerin kan şeker dengesini sağlamak zorlaşabilir. Diyabet diyeti uygularken bireylerin glisemik indeksi düşük besinlerden tüketmesi gerekir. Yüksek glisemik indeksi olan besinlere diyet programında yer verilmemelidir. Aksi taktirde kan şekerinde hızlı yükselme ve düşüşler görülebilir. Kan şekeri dengesinin bu şekilde bozulması kişinin genel sağlık durumunu olumsuz açıdan etkileyecektir. Şeker hastaları beslenirken

-Diyabet hastaları sadece proteine dayalı bir beslenme programı uygulamamalıdır. Günlük alınan enerjinin karbonhidrat, yağ ve proteinden gelen yüzdesi kişiye uygun ayarlanmalıdır.

-Diyabetik diyet programları 3 ana 2 veya 3 ara öğünden oluşmalıdır. Ara öğün sayısı kişinin ihtiyaçları doğrultusunda belirlenmelidir. Ara öğün tüketirken bireylerin kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olmaları açışından karbonhidrat içeren besinler ile birlikte yağlı tohumlar ve protein içeriği yüksek gıdalardan yararlanması önerilmektedir.

-Ana öğünlerde kalsiyum kaynaklı ayran, yoğurt, cacık gibi besinlerin tüketimi kan şekeri dengesini sağlamak ve ani düşme ve yükselmeleri önlemek açısından çok önemlidir. Bu yüzden ana öğünlerde kalsiyum içeren besinlerden tüketmeye özen gösterilmelidir.

-Diyabet hastalarının ekmek seçimi yaparken beyaz ekmek yerine tam tahıllı, tam buğday gibi glisemik indeksi düşük ekmek çeşitlerinden tercih etmeleri gerekmektedir. Öğünlerde ise pirinç yerine bulgur; beyaz undan yapılan makarna yerine kepekli makarna tüketilmeleri ideal olacaktır.

-Öğünlerde yeterli lif, vitamin ve mineral alabilmek açısından salata tüketme özen gösterilmelidir.

– Kızartılmış besinler, katı yağlar, paketli gıdaların tüketiminden olabildiğince kaçınılmalıdır.

-Gün içerisinde mutlaka 2-3 ltre su içilmelidir.

-Gün içerisinde tatlı ihtiyacınız çok olursa bunu önlemek adına sularınıza, çaylarınıza ve tükettiğiniz yoğurdunuzun içerisine tarçın ekleyerek şeker isteğinizi azaltabilirsiniz.

-Salam, sosis, sucuk gibi şarküteri ürünlerinin tüketiminden kaçınılmalıdır.

-Tatlı, bisküvi, pasta, kek, börek, simit gibi beyaz unla yapılmış basit şeker içeriğine sahip besinlerin tüketiminden kaçınılmalıdır.

5 Günlük Diyabet Diyet Listesi Örneği

Kahvaltı: 

  • 1 adet haşlanmış yumurta
  • 1-2 dilim az yağlı beyaz peynir
  • Mevsim yeşillikleri
  • 2 adet ceviz içi veya 5-6 adet tuzsuz zeytin
  • 2 ince dilim tam tahıllı ekmek

Ara Öğün:

  • 1 porsiyon meyve
  • 5-6 adet çiğ badem/ çiğ fındık

Öğle Yemeği: 

  • 1 porsiyon zeytinyağlı sebze yemeği
  • 4 yemek kaşığı yoğurt
  • Bol yeşillik ile yapılmış mevsim salata
  • 1 ince dilim tam tahıllı ekmek

Ara öğün:

  • 4 yemek kaşığı yoğurt + 1 çay kaşığı toz tarçın +2 yemek kaşığı yulaf ezmesi + 5-6 adet çiğ badem

Akşam Yemeği:

  • 100 -120 gram fırında/ızgara/haşlama et/tavuk/balık/köfte
  • 1 bardak ayran veya 1 kase yoğurt
  • Bol yeşillikli mevsim salata
  • 1 ince dilim tam tahıllı ekmek VEYA 1 orta boy kepçe çorba

Uyumadan 2 Saat Önce:

  • 1 bardak süt veya kefir

-Bu diyet programı örnek bir listedir. Kişinin ihtiyaçları doğrultusunda porsiyonlar değişkenlik gösterebilir. Bu yüzden uygulamadan önce diyetisyeninize danışmayı ihmal etmeyiniz.

Diğer hastalıklar ile ilgili sağlıklı beslenme programlarını incelemek için tıklayınız.

WhatsApp
Hizmetlerimiz Hakkında Bilgi Alın!
Merhabalar, Ben Diyetisyen Tuğba Yaprak, size nasıl yardımcı olabilirim?
Powered by